Pro Evolution Soccer 2009
Çıkış tarihi: 17 Ekim 2008
Tür: Spor
Platform: PC, PlayStation 3, XBOX 360, Wii
Yapımcı: Konami
Türkiye distribütörü: Aral
Şampiyonluğu elde tutabilmek onu kazanmaktan daha zordur. Bu çok ünlü ve doğru bir spor kuralıdır. KONAMI, PES serisinin yaratıcısı, sanırım bunu çok iyi biliyor. EA Sports, PES’i tahtından edebilmek için bu yıl var gücüyle çalıştı. Peki çalışkan Japon dostlarımızın buna cevabı ne oldu?
Yeni Pro Evolution Soccer sizi başından sonuna kadar etkiliyor! Başlangıçta izleyeceğiniz inanılmaz güzellikteki intro ve modern menüsüyle PES, platformunuzda açılır açılmaz ağzınızı açık bırakıyor. Menü hala fare ile kontrol edilememesine rağmen, sadece yukarı ve aşağı hareket ederek, her şeyin fazlasıyla elinizin altında bulunmasını sağlıyor.
Oyun geçtiğimiz yıl yeni nesil grafik motoruna terfi ettiği için, PES 2009’tan büyük yenilikler beklemek yanlış olur. KONAMI bir kaç küçük değişiklik ile PES 2009’u oyun severlere sunuyor. Bu değişikliklerden en etkileyici olanları ise Champions League ve Become a Legend modu olarak karşımıza çıkıyor.
PES serisinin tarihinde her zaman için en büyük sorun oyuncuların ve kulüplerin lisansları olmuştur. Aslında bu konuda her geçen yıl biraz daha ileri gidildiği ve lisanslı içeriklerin genişlediği söylenebilir. Fakat bunun ne kadar yeterli olduğu tartışmalı. Japon dostlarımız eksikliği farketmiş olmalılar ki, bu yıl Champions League’i oyuna ayrı bir mod olarak eklemişler. Bu modda seçtiğiniz takımla, gerçeğiyle aynı turnuva özelliklerini taşıyan UEFA Champions League’i sonuna kadar oynamanız mümkün.
Diğer liglere bakacak olursanız küçük bir hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çünkü yine bir çok Avrupa Ligi’nde eksikliklere şahit oluyorsunuz. Oyunda toplam 5 Avrupa Ligi mevcut. İtalya, İspanya, Fransa ve Hollanda liglerindeki takımlar tam sayılır. Maalesef İngiltere ligi için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. Diğer liglerden de sadece önemli takımları görebiliyorsunuz. Oyunun FIFA’ya karşı en zayıf noktası belki de bu.
KONAMI bu yılda EA Sports’un lisans konusundaki titizliğini göstermedi. Fakat başka bir şeyi çok beğenmiş olmalılar ki, aynı temeller üzerine kurulu olan ve çok daha iyisini sunan bir mod ortaya çıkarmışlar. Sizce ne olabilir? Tabii ki „Become a Legend“ modu. Peki bu modu o kadar iyi yapan şey nedir?
Become a Legend’e girdiğinizde bir editör ekranıyla karşılaşıyorsunuz. Burada oyuncunuzu yaratabilirsiniz. Onun, saç stilinden gol sevinçlerine kadar her özelliğini belirleyebilirsiniz. Örneğin bacaklarının ne kadar güçlü olacağını, sakatlanma riskini ve hangi pozisyonda oynayabileceğini seçebilirsiniz. Ayrıca eğer bu hayali kendiniz olarak yaşamak istiyorsanız, fotoğrafınızı taratabilir ya da önceki resimlerinizden seçebilirsiniz. Yüzünüzü editör içinde oyuna kolayca entegre edebilirsiniz.
Başlangıç olarak çıktığınız ilk maç sonrasında size teklifler geliyor. Daha sonra bunlardan birini seçip kariyerinize başlıyorsunuz. Bu modda çok sabırlı olmanız gerekiyor. Antrenmanları hiç aksatmamalısınız. Çünkü antrenmanlar sayesinde tecrübe puanları kazanıyorsunuz. Daha sonra kendinizi gösterip takıma girmeyi ve ardından bir yetenek avcısının sizi bulmasını beklemeye başlıyorsunuz. Becoma a Legend maçlarında yapay zeka gerçekten çok iyi. Maç içinde takım arakadaşlarınızın ve rakip oyuncuların davranışları yerinde. Top alabileceğiniz yerlere çıktığınızda kesinlikle ayağınıza pas geliyor. Top sizdeyken de takım arkadaşlarınız sizin hareketlerinize göre yerlerini alıyor. Bu modun bir diğer özelliğiylse online olarak da oynanabilmesi.
Ne olursa olsun "BL" modunda tüm kontrol sizde. Yani PES elinizden tutupta sizi bir yıldız haline getirmiyor. Eğer iyi bir kariyer peşindeyseniz çok çalışmanız gerekiyor. Fakat gereken yerlerde emin olun en büyük yardımı alıyorsunuz. Örneğin maçlarda deli danalar gibi oradan oraya koşmamak ve pozisyon kaybetmemek için "auto move" diye bir özellik yer alıyor. Böylelikle auto move özelliğine adanmış tuşa bastığınızda otomatik olarak mevkinize göre bulunmanız gereken noktaya yerleşiyorsunuz.
Yeni PES’in en güçlü yanı her zamanki gibi oynanabilirliği. Oyuncuların ve hakemlerin yapay zekaları gerçek bir futbol maçındaki imajı aynen yansıtıyor. Kusursuza yakın oynanış ve maçların akışı da serinin her zamanki özelliklerini yansıtıyor. Geçen yıl ilk defa kullanılan next-gen grafik motoru ve bazı "estetik" yenilemeler size bu sene de harika bir futbol keyfi sunmayı vaat ediyor. Oyunun grafiklerindeki yenilikler en çok futbolcu animasyonlarında ve topun hareketlerinde hissediliyor.
Aslında ilk bakışta topun hareketleri geçen yıla göre daha az gerçekçi gelebilir. Bunun sebebi oyunun her türlü etkiyi kullanması. Örneğin rüzgarlı bir havada üzerinizdeki giysiler nasıl etkileniyor ve dalgalanıyorsa, aynı şekilde topun yönü de buna bağlı olarak değişebiliyor. Tasarımcıların bu kadar ayrıntılı düşünerek benzer efektleri oyuna entegre etmesi gerçekten övülmesi gereken bir durum. Fakat burada asıl soru "acaba bu kadar ayrıntı oyuncuların hoşuna gidecek mi?" Bunu daha net örneklemek gerekirse, pas verirken ya da şut çekerken ayakkabınızın bağcıkları bile topa değse, sonuç umduğunuz gibi olmayabilir ve top istediğiniz hedefe yönelmeyebilir. Bunun yanında şut çekerken doğru gücü bulmak için fazladan çalışma yapmanız gerekebilir. Peki bu kadar ayrıntı oynanabilirliği nasıl etkiliyor?
Eğer başarılı olmak istiyorsanız oyun sizden bir çok şeyi kusursuz veya kusursuza yakın yapmanızı istiyor. Aslında bu kesinlikle iyi bir durum. Fakat yeni başlayan oyuncuların çaresiz kalacakları kesin.
Aslına bakarsanız PES 2009 biraz da tecrübeli oyuncular için yapılmış gibi duruyor. KONAMI’nin bu sefer sadık PES fanatiklerini daha çok düşündüğü kesin. Örneğin klasik "Master League" adını bu defa gerçekten hak ediyor. Bu mod kesinlikle uzmanlar için. Tamamen yeni bir takımla başlayıp, yine yeni oyuncularla ve doğru taktiklerle ligi ve kupayı almaya çalışıyorsunuz.
Peki PES 2009 için ne gibi tavsiyeler verilebilir? Zorluk düzeyini geçtiğimiz yıllardaki oyundan en azından bir kademe daha düşükte tutmanız iyi olacaktır. Oyuna alışmanız daha kolay olabilir. Kendinize bir kariyer modu seçmeden önce, daha fazla antrenman yapmanız da işe yarayabilir. Bu bazı oyuncuların hoşuna gidebilir ama bazılarını da sinirlendirebilir. Tam bu noktada o kilit soru geliyor; "Oyunların ne derece gerçekçi olmasını istiyorsunuz?"
Tartışmalı ve göreceli yeniliklerin yanında PES’in olumsuz tarafları da yok değil. Olumsuzlukların en başında penaltılar geliyor. Tasarımcılar, çoğu kişinin pek beğenmediği kalecinin ayakları altından çıkan görüş açısını, klasik açıyla yer değiştirdiler. Fakat futbolcu vuruşu yapmadan önce, kalecinin sağa sola hareketleri çok sınırlı. Dolayısıyla özellikle multiplayer maçlarda oyuncuların sinirlerini bozmak artık mümkün olmuyor.
Ayrıca bazı noktalarda rakipler ayağınızdaki topa kayarak müdahale ettiklerinde oyuncunuz düşmüyor. Bu da geçen seneden beri var olan bir hata. Tüm bunların yanında artık PES’in klasikleşmiş hatası olan milimetrik ofsaytlara hala düdük çalınıyor.
Fakat PES’in grafikleri, oynanışı ve oynanabilirliği o kadar iyi ki, her zamanki gibi birinci sıradaki yerini yine hak ediyor. Yeni PES’in en başarılı noktası tekrar elden geçirilen stadyumlardaki atmosfer. Modern stadyumların dolu tribünlerinden gelen sesler artık daha iyi duyulabiliyor. Yani oynarken taraftarlar ile birlikte sevdiğiniz tribün şarkılarını koro halinde söyleyebilirsiniz. Tasarımcılar bu konuda gerçekten iyi çalıştılar ve ortaya çok güzel bir sonuç çıkardılar.
Bu yılın futbol oyunları içinde şüphesiz Pro Evolution Soccer bir numara. Ancak FIFA’da yaşanan gelişmeler eğer bu şekilde devam ederse, gelecek yıllarda çok daha ciddi düellolar yaşanabilir.

