Grand Theft Auto IV
Çıkış tarihi PC: 21 Kasım 2008
Çıkış tarihi konsollar: 28 Nisan 2008
Tür: Aksiyon, Macera
Platform: PC, PlayStation 3, XBOX 360
Yapımcı: Rockstar
Türkiye distribütörü: Aral
Geminin alt katında aksiyonu bol bir sahne ile başlayan bir oyun hakkında ne söylenebilir ki? Bu oyun bir harika! Grand Theft Auto’nun içerdiği tüm yasa dışı unsurlar uyuşturucu, alkol, cinayetler ve fahişeler oyundan bir şekilde çıkartılsaydı heralde oyun şu anda bulunduğu yerin yanına bile yaklaşamazdı. Oyunun hikayesi hakkında onca söylenenlere ve protestolara rağmen Grand Theft Auto aynı tür içeriğiyle yeniden karşımızda.
Yapımcı Rockstar bu sefer sizi Liberty City’e götürüyor. Şehrin mimarisinde New York’tan ilham alınmış. Doğu Avrupa’dan, muhtemelen aksanına göre eski Yugoslavya’dan gelen Niko Bellic rolünü oynuyorsunuz. Kuzeniniz Roman’ın yanına geldiğinizde onun anlattıklarının yalan olduğunu anlıyorsunuz. Roman yanına gitmenizden önce size oradaki hayatını ballandıra ballandıra anlatıyor. Kocaman bir villada kendi işini yaparak bir çok güzel kızla gezip tozduğunu söylüyor. Fakat hepsi yalan. O sadece bir şöför. Üstelik bir tren köprüsü altında köhne ve böceklerle dolu bir kulübede yaşıyor. Ne yaparsınız, her başlangıç biraz zordur...
Hikayeye dahil olduktan ve durumu anladıktan sonra Roman’ın aynı zamanda kabarık bir borcu olduğunu öğreniyorsunuz. Tabii iyi niyetli biri olarak hemen çalışmaya başlamak yerine kuzeninize yardım etmeye karar veriyorsunuz. Roman’dan parasını isteyen adamı öldürdüğünüzde esas patronu oldukça kızdırıyorsunuz ve daha büyük sorunların içine doğru sürüklenmeye başlıyorsunuz. Sonrasındaysa suçsuz olmanıza rağmen kuzeniniz sizi suçluyor ve bütün bunlara rağmen gayet "cool" bir karakter olarak rahat tavrınızı hiç bozmuyorsunuz.
Niko, görmeye alıştığımız klasik kahraman tiplemesinden biraz uzak. Yani o sempatik, çekici ve her şeyiyle tamamen masum bir adam değil. Zamanla Niko’nun da kirli çamaşırları ortaya çıkıyor. Amerika’ya gelme nedeninin sadece kuzenini ziyaret etmek olmadığını anlıyorsunuz. Buna rağmen aklınıza onun kötü bir insan olduğu gelmiyor.
Oyunun genelinde bir çok usta işi yapım ve etken olmasına rağmen, hikaye bunların içinde en önemli parçalardan biri. Senaryo neredeyse oyunun temeli. Bu durum aslında oyunlarda pek rastlayamadığımız bir şey. Genellikle aksiyon-macera türü oyunlarda esas amaç, bir şeyleri kırıp dökmeyi ve birilerini öldürmeyi sağlayacak olanaklar yaratmaktır. GTA’da etrafınızda gelişen her olayın bir şeylerin parçası olduğunu ve asıl hikayeyi nasıl tamamladığını görüyorsunuz. "Yan" görevler sadece oyunun istatistiklerinde böyleymiş gibi görünüyor. Siz olayların içindeyken sanki hikayenin devamını oynar gibi hissediyorsunuz. Örneğin kızlarla dışarı çıkmanız ya da arkadaşlarınızla içmeye gitmeniz o insanların sizi daha çok sevmeleri dışında pek bir şey ifade etmiyor. Ancak bunu yaşarken sanki hikayenin bir parçasıymış ve gerçekten onun içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Oyun sizi hareketlerinizde olabildiğince özgür bırakıyor. Böylece hikaye çok doğal kalıyor.
Liberty City oldukça canlı bir şehir. Niko orada gerçekten hayatını yaşıyor. Ara sıra arabaların yaptıkları kazaları görebiliyorsunuz. Akşamları birbirleriyle yarışanlara ve yolun ortasında ayakkabısını bağlayanlara bile şahit olabiliyorsunuz. Grafikler güzel ama kusursuz değil. Fakat şaşılacak derecede düşünülmüş ayrıntılar GTA‘ya başka hiç bir oyunda olmayan bir doğallık katıyor. Sokaklarda bir Amerikan şehrinde görebileceğiniz her türden dükkan mevcut. Yollardaki ızgaralar ve çukurlar, su kanallarından çıkan dumanlar ve havanın değişimi gerçekçiliği sonuna kadar yaşatan ayrıntılar. Karakterler de tıpkı çevredeki ayrıntılar gibi oldukça derin düşünülmüş. Davranışlar, hareketleri çok ayrıntılı ve gerçekçi. Herkes ABD’de yaşadığı halde aslında hiç kimse Amerikalı değil. Sokakta yürürken duyduğunuz konuşmalara şaşırıyorsunuz. Çünkü İngilizce‘den başka dillerin konuşulduğunu duyuyorsunuz. Rus dükkanlarındaki yazılar gerçekten anlamlı ve Rus alfabesiyle yazılı. Cümleler, doğru yerlerde ve doğru şekillerde yer alıyor. Kısacası böyle bir yer hayal ettiğinizde kafanızda eksik kalabilecek yerler bile bu oyunda gerçekçi bir biçimde yansıtılıyor.
Yapımcılar yeni GTA’da başarılı olmuş bir geleneği devam ettiriyor. Fakat geliştirilen bir çok şey de var. Çatışmalarda silahınızı manuel biçimde doğrultabiliyorsunuz. Arpacığı istediğiniz gibi hareket ettirerek örneğin karşınızdakini bacağından vurabiliyorsunuz. Ayrıca her hangi bir nesnenin arkasına saklanarak kendinizi koruyabiliyorsunuz. Tüm bunların yanında oyunda bir sürü araba modeli de bulunuyor. Artık sürüşler çok daha gerçekçi ve düzgün.
Oyun hakkında okuduklarınızdan veya duyduklarınızdan başlangıcın biraz yavaş olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bence bu böyle değil. Temposu olması gerektiği gibi başlıyor. Yani şehre yeni taşınmış ve olan bitenden haberdar olmayan birisi, heralde hemen eline silah alarak banka soyacak değildi. Başlangıçta daha kolay görevlerle ve pek önemli olmayan insanları ortadan kaldırmakla ilgileniyorsunuz. Böylece şehri ve oyunun prensiplerini öğreniyorsunuz.
Görevlerin çoğu bir şeyi bir yerden bir yere getirmek, hırsızlık yapmak ve birilerini ortadan kaldırmak üzerine kurulu. Fakat oyundaki karakterlerin ve görevlerin bazı özellikleri yaptığınız işleri daha eğlenceli ve ilginç bir hale getiriyor. Örneğin bazen internet üzerinden mesajlaşabiliyor veya polis arabası çalarak içindeki bilgisayardan aradığınız kişinin bilgilerini bulmak durumunda kalabiliyorsunuz. Pis işlerden sıkıldığınızda bir randevuya çıkabiliyor ya da bilardo oynamaya gidebiliyorsunuz. Kısacası GTA’da monoton bir oynanabilirlikle karşılaşmak pek mümkün değil.
Oyunun en önemli yeniliklerinden ikisi de cep telefonları ve internet. Cep telefonuyla arama yapmanın ve mesaj çekmenin yanı sıra daha kolay bi şekilde menüye girebiliyorsunuz. Kontak listenize zamanla tanıştığınız veya önceden bildiğiniz kişiler ekleniyor. İnternet sayesinde ise e-posta yoluyla görevlerin neler olduğunu öğrenebiliyorsunuz. Hatta tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi e-posta hesabınızın gelen kutusunda spam postalar bile görebiliyorsunuz. Ayrıca radyodan duyacağınız sayfalara girebiliyorsunuz.
GTA’yı radyosuz hayal etmek tabii ki mümkün değil. Dördüncü oyunda toplam 20 radyo istasyonu bulunuyor. Rockstar yapımcıları espriyi ve mizahı ne kadar çok sevdiklerini de gösteriyorlar. Yeni versiyonda bir çok yerde esprilerle karşılaşıyorsunuz. Örneğin Vladivostok radyo istasyonunu dinlerken anlatıcının "Kapitalizm mi istiyorsunuz? Evet istiyorsunuz. Alın o zaman işte size kapitalizm – şimdi reklamlar!" cümlesi beni gerçekten çok güldürdü. Daha da ötesi sadece bazı toplumlara ait olan ve onların anlayabileceği espriler bile yer alıyor.
Yeni GTA’da ilk defa tam olarak geliştirilmiş bir multiplayer modu yer alıyor. İçinde üç ayrı kategori bulunuyor. Kooperatif, takım ve klasik mod olarak açılıyor. Ayrıca bu bölümlerin içinde bir çok farklı seçenek de yer alıyor. Örneğin Mafia Work, Deathmatch ya da araba yarışları gibi.
GTA 4 için binden fazla insan çalıştı. Yine oyun için 100 binin üzerinde fotoğraf çekildi. Yapımcıların ayrıntılara ne kadar önem verdiklerini, New York’taki binaların çatılarına konan kameralarla yağmuru bile kayıt etmiş olmalarından anlayabiliyorsunuz.
Grand Theft Auto IV için büyük bir oyun partisi diyebilirim. Hiç bir zaman oyunun genel hikayesini izlemekle yan görevleri yapmak arasında bir seçim yapamıyorsunuz. Oyunda bir çok ciddi konu konuşulduğu halde, çok iyi İngilizce bilmeden bile olan biteni anlamak mümkün. Her ne kadar tartışılıp protesto edilsede striptiz barlar, uyuşturucular ve oyunun diğer kötü unsurları temel motifi değil, sadece gerçek ayrıntıları yansıtıyor. GTA IV, 2008’in kesinlikle en iyi oyunlarından biri. PlayStation 3 ve XBOX 360 için 29 Nisan’da piyasaya sürülen oyunu PC kullanıcıları 21 Kasım’dan itibaren oynayabilirler.

